Almanya ve Fransa’da Rakamlarla Gizlenen Çöküş (Der verdeckte Zusammenbruch in Deutschland und Frankreich)
Almanya ve Fransa, uzun yıllar boyunca Avrupa’nın ekonomik motoru olarak gösterildi. Ancak bugün gelinen noktada, her iki ülkede de ekonomi ciddi biçimde çökmüş durumdadır. Bu çöküş, istatistik oyunları ve yapay verilerle gizlenmeye çalışılmaktadır. İstatistik üreten kurumlar, halkın yaşadığı gerçekleri değil, devletin görmek istediği tabloyu sunmaktadır.
Resmî açıklamalara göre Almanya ve Fransa’da enflasyon düşük seyretmektedir. Oysa halkın günlük hayatında yaşadığı fiyat artışları bunun tam tersini göstermektedir. Marketlerde, kiralarda ve enerji faturalarında gerçek enflasyon %100’ün üzerine çıkmıştır. Çikolata, kahve, ekmek gibi temel ürünler birkaç yıl içinde iki katından fazla zamlanmıştır. Bu durum sadece Almanya’ya özgü değildir; Fransa’da da tablo aynıdır.
İşsizlik oranları her iki ülkede de sistematik biçimde düşük gösterilmektedir. İşini kaybeden insanlar çeşitli kurslara, seminerlere veya geçici programlara yönlendirilerek istatistiklerin dışına çıkarılmaktadır. Böylece kâğıt üzerinde “işsizlik azalıyor” görüntüsü yaratılmaktadır. Gerçekte ise hem Almanya’da hem Fransa’da milyonlarca insan güvencesiz ve yoksulluk sınırında yaşamaktadır.
En ağır darbeyi emekliler almıştır. Almanya’da sabahın erken saatlerinde şişe toplayan emekliler artık olağan bir manzaradır. Fransa’da ise yaşlı insanlar pazarlarda artık ürün toplamaya çalışmaktadır. Sokakta yaşayanların sayısı her iki ülkede de artmaktadır, ancak bu insanlar resmî kayıtlarda neredeyse hiç yoktur. Bir kez evinizi kaybettiğinizde, sistem sizi tamamen silmektedir.
Sanayi ve üretim gücü de her iki ülkede erimektedir. “Made in Germany” ve “Made in France” kavramları hızla yok olmaktadır. Büyük şirketler üretimi Asya’ya kaydırmıştır. Airbus örneğinde olduğu gibi, Avrupa’da tasarlanan ürünler artık Çin’de üretilmektedir. Bu, Avrupa sanayisinin sessiz iflasıdır.
Silah ve savaş politikaları ise halkın sırtına yüklenmiştir. Almanya ve Fransa’da halktan toplanan vergiler, Ukrayna ve İsrail gibi ülkelere askerî destek için harcanmaktadır. Üretilen silahlar gönderilirken, halk daha da yoksullaşmaktadır. Bu süreçten kazançlı çıkanlar yalnızca silah şirketleridir. Rheinmetall gibi firmalar, birkaç yıl içinde borsada rekor kârlar elde etmiştir.
Bu çöküş artık sadece sokaktaki insan tarafından değil, sistemin içindeki kişiler tarafından da açıkça dile getirilmektedir. Kendi ev doktorumla yaptığım kısa bir konuşmada, Almanya ekonomisinin çöktüğünü konuşmuştuk. Doktorun söylediği sözler durumu özetliyordu:
“Her duvar, sizin ülkeniz hızla gelişiyor. Siz gidebilirsiniz. Ama biz burada ne yapacağız, bilinmiyor.”
Sonuç olarak, “Türkiye Almanya’yı mı, Fransa’yı mı kıskanıyor?” sorusu anlamsızdır. Çünkü gerçek açıktır:
Türkiye bizim ülkemizdir.
Avrupa’da ise halkın ödediği vergiler, halkın refahı için değil; silah endüstrisi ve dış politik çıkarlar için harcanmaktadır.
Ve Allah’a şükürler olsun ki, bu devletleri ben seçmedim.
........................ DEUTSCH ........................
Deutschland und Frankreich galten lange Zeit als wirtschaftliche Motoren Europas. Heute jedoch befinden sich beide Länder in einem tiefen wirtschaftlichen Niedergang. Dieser Zusammenbruch wird durch geschönte Statistiken und manipulierte Zahlen verschleiert. Statistikbehörden präsentieren nicht die Realität der Bevölkerung, sondern das Bild, das der Staat sehen möchte.
Offiziellen Angaben zufolge ist die Inflation in Deutschland und Frankreich niedrig. Die Realität im Alltag der Menschen zeigt jedoch das Gegenteil. Preise für Lebensmittel, Mieten und Energie haben sich innerhalb weniger Jahre verdoppelt. Die reale Inflation liegt weit über 100 Prozent. Diese Entwicklung betrifft nicht nur Deutschland, sondern Frankreich in gleicher Weise.
Auch die Arbeitslosigkeit wird systematisch klein gerechnet. Menschen, die ihre Arbeit verlieren, werden in Kurse, Seminare oder Übergangsprogramme gezwungen und damit aus der Arbeitslosenstatistik entfernt. Auf dem Papier sinkt die Arbeitslosigkeit – in der Realität wächst Armut und Unsicherheit in beiden Ländern rasant.
Am stärksten betroffen sind die Rentner. In Deutschland sammeln ältere Menschen frühmorgens Pfandflaschen. In Frankreich durchsuchen Rentner Märkte nach weggeworfenen Lebensmitteln. Die Zahl der Obdachlosen steigt, doch diese Menschen tauchen in offiziellen Zahlen kaum noch auf. Wer seine Wohnung verliert, verliert im System auch seine Würde und Existenz.
Industrie und Produktion sind ebenfalls auf dem Rückzug. „Made in Germany“ und „Made in France“ verschwinden zunehmend. Große Konzerne verlagern ihre Produktion nach Asien. Selbst bei Airbus werden Flugzeuge längst außerhalb Europas gefertigt – ein stiller Bankrott der europäischen Industrie.
Gleichzeitig werden Milliarden an Steuergeldern für militärische Unterstützung der Ukraine und Israels ausgegeben. Waffen werden geliefert, während die Bevölkerung verarmt. Profiteure sind ausschließlich Rüstungskonzerne wie Rheinmetall, deren Börsenwert sich innerhalb weniger Jahre vervielfacht hat.
Der wirtschaftliche Niedergang wird inzwischen selbst von Menschen innerhalb des Systems offen angesprochen. In einem kurzen Gespräch mit meinem Hausarzt sprachen wir über den Zusammenbruch der deutschen Wirtschaft. Seine Worte waren eindeutig:
„Überall sieht man, dass sich Ihr Land schnell entwickelt. Sie können gehen. Aber was machen wir hier? Das weiß niemand.“
Die Frage, ob die Türkei Deutschland oder Frankreich beneidet, ist daher sinnlos. Die Realität ist klar:
Die Türkei ist unsere Heimat.
In Europa hingegen werden die Steuergelder der Bevölkerung nicht für Wohlstand, sondern für Rüstung und geopolitische Interessen verwendet.
Und Gott sei Dank habe ich diese Staaten nicht gewählt.