GÜNCEL
Özvatan'dan
Yerel haber — bağımsız & lokal. Bu haberden yalnızca kayıtlı üyemiz enes sorumludur. Özvatan Portal hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmez; tüm haberler mümkün olduğunca incelenir ancak nihai karar ve sorumluluk size aittir.

HELAL–HARAM HASSASİYETİ: VİCDAN, İMAN VE SORUMLULUK

🆔4
📅03.01.2026 13:52
🏷️Özvatan'dan
👤enes
Haber görseli
2
0
🖼️ 1 / 2

Bir süre önce McDonald’s ve Burger King’e e-posta göndererek çok net ve basit bir soru sordum:
“Ürünleriniz helal mi?”

Gelen cevap düşündürücüydü. Mutfak şartlarının yetersizliği nedeniyle helal ürün satamadıklarını açıkça ifade ettiler. Yani domuz ürünlerinin kızartıldığı yağda patatesler kızartılıyor, helal olmayan ürünlerle aynı alanlar ve ekipmanlar kullanılıyor. Bu, şüpheli değil; bizzat kendi beyanlarıyla helal olmadığını kabul etmeleridir.

Aradan zaman geçtikten sonra ikinci bir soru sordum:
İsrail’e herhangi bir maddi ya da dolaylı destek sağlanıyor mu? Satılan ürünler dinen helal mi, haram mı?

Burger King bu konuda cevap veremeyeceklerini, konuyu “ilgili birimlere” ilettiklerini yazdı. McDonald’s ise hiç cevap vermedi. Sessizlik de bazen cevaptır.

Şimdi sormak istiyorum:
Kendini Müslüman olarak tanımlayan bir toplum, helal olmadığı açıkça söylenen, helal mi haram mı olduğu belirsiz olan yerlerden nasıl gönül rahatlığıyla yiyebiliyor?

Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ açıkça buyuruyor:
“Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz olanlardan yiyin.” (Bakara, 168)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurur:
“Helal bellidir, haram bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. Kim şüphelilerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur.” (Buhârî, Müslim)

Peki bugün biz ne yapıyoruz?
Helal olmadığı söylenen yerlerden yemeye devam ediyor, sonra da çocuklarımızın ahlakından, imanından, geleceğinden şikâyet ediyoruz. Oysa çocuk sözle değil, örnekle eğitilir.

Cola, Fanta ve benzeri ürünler de aynı hassasiyetin içindedir. Ne yazık ki kendi gözlerimle Türk askerlerinin kola aldığını gördüm. Birbirlerine bakarak, “alalım mı, almayalım mı” diye tereddüt ettikten sonra şişe şişe kola alıp koğuşlarına gittiler. Bu tereddüt bile vicdanın henüz tamamen ölmediğini gösteriyor; ama ardından gelen tercih, vicdanın bastırıldığını da ortaya koyuyor.

Dinimizde düşmana yardım meselesi son derece ciddidir.
Kur’an’da şöyle buyrulur:
“Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın.” (Maide, 2)

Bir topluma, bir zulme, bir katliama doğrudan ya da dolaylı destek; para, ticaret, tüketim yoluyla da olsa, bu ayetin kapsamı dışına çıkmaz. Bu noktada şu soru da kaçınılmazdır: Böyle bir destek söz konusuyken, başımıza bir şey gelse bunun dini hükmü nasıl değerlendirilir? Bu mesele hafife alınacak bir mesele değildir.

Ben birkaç senedir Coca-Cola da, Pepsi de içmiyorum. Eve de almıyorum. Ama hayat devam ediyor. Demek ki onlar olmadan da yaşayabiliyoruz. Asıl mesele alışkanlık, bağımlılık ve konfor.

Gazze’de açlıktan ölen çocukları, bombalar altında kalan insanları düşündüğümüzde; biz bu ürünleri rahatça içiyorsak, çocuklarımıza içiriyorsak, vicdanımızı değil, imanımızı sorgulamamız gerekir.

Yazık bize.
Düşman, sadece silahla değil; ürünle, markayla, tüketimle bizi kuşatmış durumda. Sanki vücudumuza girmiş bir tümör, bir kanser gibi… Zararlı olduğunu bildiğimiz hâlde, “alıştık” diyerek söküp atamıyoruz.

Oysa Müslüman, zor olanı seçen insandır. Rahatını değil, hakkı tercih edendir.
Bugün mesele sadece kola, hamburger ya da patates değildir.
Mesele kim olduğumuz, neyi savunduğumuz ve hesap günü neyin arkasında duracağımızdır.


Yorumlar Toplam: 1
ayse 06.01.2026 07:22
ja muss hier kommentare kommen
Admin cevap: Henüz cevap yok.
🏠Ana sayfaya dön